Polikistik Over Sendromu

Polikistik Over Sendromu

Kadınların yumurtlama problemlerinin başında gelir. Genelde 30 yaş altındaki kadınlarda % 3 ila 5 oranında görülür. Bir takım hormonal düzensizliklerle beraberdir. Neden oluştuğu bilinmese de ailesel geçişi olduğu düşünülmektedir. Nedeni tam bilinmediği için tedavisinde de fikir birliği sağlanamamaktadır. İlk kez 1935 yılında Stein Leventhal tarafından tanımlandığı için Stein Leventhal sendromu olarak ta bilinir.

Düzenli adet gören bir kadında her adet döneminde yumurtalıklarda genelde 1, bazen daha fazla sayıda yumurta gelişir. Yumurta gelişimini tamamlar, çatlar ve spermle karşılaştığında döllenir ve hamilelik gerçekleşir. Polikistik over sendromunda ise birçok yumurta aynı anda olgunlaşmaya çalışır ve başarısız olur. Yumurta gelişiminin herhangi bir aşamasında gelişim durur. Böylece yumurta gelişip çatlayacağı yerde küçük küçük kistler halinde kalır. Her adet döneminde bu kistler sayıca artar. Böylece yumurtalıklarda döllenme kapasitesi bulunmayan ve olgun olmayan çok sayıda yumurta kistleri oluşur. Ultrasonda bu yumurta kistleri içi sıvı dolu birden fazla kesecik yani kist şeklinde görülür. Poli ise anlam olarak çok sayıda demektir.

Polikistik over ve polikistik over sendromu birbirinden çok farklı iki durumdur. Polikistik over ultrasonda yumurtalıkların görünüşünü ifade eden bir tanımdır. Kadınların % 20 ‘ de yumurtalıklar bu görüntüdedir. Kişinin hiçbir zaman şikayeti olmaz. Normal adet görür ve kısırlık problemi yoktur. Hormonları normal seviyededir. Polikistik over sendromu (PCOS ) ise bir hastalığı ifade eder. Biz PCOS ‘ u anlatacağız.

Üreme çağındaki kadınların yumurtalıklarında en sık rastlanan rahatsızlık polikisitik overdir (kadınların %20‘si). Polikistik over görülen kadınların anca % 35-40‘da polikisitik over sendromu görülür. Yumurtlaması olmayan ve bu nedenden dolayı adet görmeyen kadınların hemen hemen yarısında; kısırlık şikayeti ile gelen kadınların ise %75'de polikistik over görülür.

POLİKİSTİK OVER SENDROMU NASIL OLUŞUR?

Olayın esas nedeni beyinde hipofiz bezinden salgılanan LH ve FSH hormonlarının anormal şekilde üretilmesi sonucu her ay düzenli olması gereken yumurtlamanın bozulmasıdır. LH artışı yumurtalıklarda erkeklik hormonu üretimini arttırır. Artan erkeklik hormonları (androjenler) yağ dokusunda östrojene dönüşür, ve bu dönüşüm sonucu ortaya çıkan östrojen LH hormonu üretimini artırır. Böylece tam bir kısır döngü ortaya çıkar. Bu kısır döngü kilo verme ya da yumurtalıkların baskılanması veya uyarılması ile kırılabilir.

Yine kilo fazlalığına bağlı olarak polikistik over sendromunda insüline karşı bir direnç gelişmekte, bu nedenle pankreastan daha çok insulin salgılanmakta, kanda yüksek düzeylerde bulunan insülin ise yumurtlamayı baskılamakta, erkeklik hormonlarının artışına sebep olmaktadır. Polikistik over sendromunun ırsi olduğu düşünülmektedir.

BELİRTİ VE BULGULAR

PKOS’ da hastalar düzensiz adet görme veya adet görememe, akne, yağlı cilt, aşırı tüylenme, kilo fazlalığı, ya da hamile kalamama gibi şikayetlerle doktora başvurular.

Adet Düzensiziliği; Seyrek adet görme, adet görememe: PKOS ilk kez ergenlik döneminde adetlerin başlaması ile tanınır. Bu dönemde adet düzensizlikleri en önemli uyarıdır ve hastaların % 75’ de görülür. En sık düzensizlik seyrek adet görme ya da adet görememedir. Gecikmeyi takiben fazla miktarda ve uzun süreli kanamalar oluşabilir.Unutmamak gerekir ki yeni adet görmeye başlayan genç kızlar ilk 2 yıl boyunca düzensiz adet görebilir. Bu PKOS demek değildir. Düzensiz adet görme 2 seneden sonra da devam ederse incelenmesi gereken bir durumdur.

Akne, Yağlı Cilt, Tüylenme, Saç Dökülmesi: Hastaların yarısında erkeklik hormonlarında artış gözlenir. Buna bağlı özellikle tüylenme ve sivilce oluşumuna sık rastlanır.

Kısırlık: Kısırlık PKOS’ da %100 bir bulgu değildir ve yumurtlamanın olmamasına bağlıdır. Bazı kadınlarda polikisitik over sendromu bulunmasına rağmen düzenli yumurtlayabilir ve kendiliğinden gebe kalabilirler. Ancak yine de PKOS gebe kalmayı geciktirmekte veya kısırlığa sebep olabilmektedir. PKOS hastaları gebe kalmak için genelde tedaviye ihtiyaç duyarlar ve tedaviye de çok iyi yanıt verirler.

Şişmanlık: Hastaların 1/3 de şişmanlık görülür. Bel kalça oranı artmakla beraber yüksek tansiyon ve kalp damar hastalıkları riski de artmıştır. Kilo fazlalığına bağlı insuline bağlı direnç ortaya çıkmakta ve şeker hastalığı (diyabet) eğilimi artmaktadır.

Hastaların 1/3 ‘ de ise hiçbir şikayet yoktur.

TANI

PKOS tanısı klinik bulgular, hormon tetkikleri ve ultrason bulgularının bir arada değerlendirilmesi ile konur.

Ultrason incelemesinde yumurtalıkların etrafında boyutları 2 ila 10 mm arasında değişen çok sayıda kistler görülür. Tekrar hatırlatalım ki bu görüntü polikistik over görüntüsüdür ve kadınların % 20’ de rastlanabilir. Polikistik over sendromu için klinik belirtilerin olması şarttır.

Uzun dönem riskleri;

  • • Yüksek düzeyde insulin miktarına bağlı tip II diyabet
  • • Kilo fazlalığına bağlı kolesterol, tansiyon yüksekliği, diyabet (şeker hastalığı) ve kalp hastalıkları riskinde artış
  • • Uzun süre adet görememeye dolayısı ile östrojen fazlalığına bağlı endometrium kanseri (rahim içi kanseri) riskinde artış

TEDAVİ

Öncelikle hastaların ideal kilolarına inmeleri sağlanmalıdır. PKOS’da sadece kilo kaybı bile şikayetlerde düzelme sağlayabilir. Ağırlığının % 5’ i ni kaybeden hastalarda insulin ve androjen düzeyleri düşmektedir. Diyetle beraber günlük aktivitenin artırılması sonuç almayı hızlandırır. Diyabet tedavisinde kullanılan bir takım ilaçlar özellikle insulin metabolizmasında sorun olan hastalarda yarar göstermektedir. 2 aylık kullanımı sonucu hem insulin hem de androjen seviyelerinde düşüş görülmektedir.

Adet düzensizlikleri için 35 yaş altı ve çocuk istemeyen hastalarda en uygun tedavi doğum kontrol hapları, diğer bir seçenek ise adetin 15. günü başlayıp 10 gün kullanılan progesteron preparatları kullanımıdır. Doğum kontrol hapları tüylenme, cilt yağlanması ve sivilce tedavisinde de etkilidir Tüylenme androjen adı verilen erkeklik hormonu fazlalığına bağlı PKOS’ da sık karşımıza çıkar. Hiçbir tedavi çıkan tüyleri yok edemez. Çıkan tüylerin yok olması için mutlaka epilasyon gereklidir. Tıbbi tedavi sadece yeni tüylerin çıkmasını engelleyebilir. Bu amaçla doğum kontrol hapları veya cyproterone asetat kullanılır. İdeali tıbbi tedaviye ve epilasyona aynı anda başlamaktır. Uzun süreli bir tedavidir. 8-18 ay gerekebilir.

Kısırlık; şişman PKOS ‘ da daha çok karşımıza çıkmaktadır. Hastanın vereceği kiloların tedaviye büyük katkısı vardır. PKOS hastalarda en etkili ilaç yumurtlamayı uyarıcı bir ilaç olan klomifen sitrat kullanımıdır. Buna cevap alınmayan hastalarda enjektabl hormon + inseminasyon (aşılama) yapılmalıdır. Son seçenek ise IVF‘tir (tüp bebek), Tedavide uygulanan bir diğer yöntem ise "Laparoskopi Diatermi" (LOD)'dir. Laparoskopi ile karın boşluğuna girilir, yumurtalıklar koter veya lazerle yakılarak küçük delikler açılır. Tedavinin mekanizması bilinmemekle birlikte düzenli yumurtlamayı sağladığı ve klomifene olan cevabı arttırdığı belirlenmiştir. LOD sonrası 1 yıl içinde kendiliğinden gebelik oranı %60-80 arasındadır. LOD’un başarısı kısırlık süresi 3 yıldan az olan ve LH düzeyleri 10’dan fazla bulunanlarda daha iyidir.

Op.Dr. Pelin İlbeyi'ne Sorun